Üzüm Efendi

IMG-20180419-WA0032

Hayatın karmaşası, hızı ve keşmekeşi içerisinde zaman uçup gidiyordu. Mazyal arkadaşınız saçlarını iyice beyazlatmış olarak hayata yetişmeye çalışıyordu.

Üzüm geleli 4 ay oldu, 6 aylık bir genç kız artık kendisi. Süper Zeka Schnauzer grubu içerisinde orta seviye bir tip olduğuna kanaat getirdik.

Biz Üzüm’ü seçerken Schnauzer’larla ilgili şunlar söylenmişti; “Schnauzer cinsi mastır yapacak zekada, bazen doktoralıklar bile çıkıyor.” Fırat’a akademik girersen ikna ediciliğin daha yüksek oluyor zaten, çakal anlamış durumu tabii. Ben de inandım buna, öyle gazladılar ki, kaktırdıklarını anlayamamışım. Git dicem gidecek, gel dicem gelecekti oysa ki. Sonuç olarak hala bir topu attıktan sonra getirtmeyi başaramadık. Ama ödüllerin hepsini yedi hıyar ağası. Devamlı ödüllerin bulunduğu dolabın önünde duruyor. Zaten löp löp etli butlu bişi oldu çıktı.

Bunlar avcı tipiymiş, fare falan avlarlarmış. Düşündüğüm şuydu, hisleri çok kuvvetli demek bunların, hemen hissediyor hareketi falan. Deprem olduğunda o hassasiyeti nedense biz göremedik. Akıllısı denk gelmez zaten ne diye hayallere kapıldıysam ben. Deprem öncesi çevremizde köpek sahibi herkes köpeklerinin nasıl havladığını ve uluduğunu anlattı. Gözler bize dönünce, “valla bizimki uyuyordu o sırada ama biz biraz telaşlandık. Deprem bitti, bizim gürültümüze mi uyandı ne olduysa bir terslik olduğunu anlayıp havlamaya başladı,”dedik. Sıkıntımız başka tabii. Deniz depremde çok şükür uyanmadı ama aklı başına her şey bittikten sonra gelen Üzüm tiplemesi, havlaması ile neredeyse uyandıracaktı oğlanı. Cinsi Schnauzer evet, çok zekiler bizimkiler tabii, evet, hı hı. Deprem’de uyanmayan adamın fare gelip tepesin sı.sa anlamaz muhtemelen dicektim ama rencide etmek istemedim topluluk içinde, nerden baksan bizim köpeğimiz işte.

Yaşadığımız başka bir problemli mevzu ise çiçekler. Bir sene evvel diktiğimiz laleler Nisan’da sarı sarı açtılar. Nasıl güzel, en sevdiğim çiçektir sarı lale. 1 sene beklemişim, çıktığı günün akşamına bizim süper zeka gidip onları yemiş. Hayır hayvanın doğasında var mı çiçek yemek ben anlamadım? Deniz’in balonlarıyla oynamayı çok seviyor, yaklaşık 10 tane balonu oynarken patlattıktan sonra nasıl oynayacağını anladı artık. Sanıyorum laleleri de öyle bir şey sandı. Akşamına ishal oldu zaten. Bir de onla uğraştık.

Köpekle olan ilişki gerçekten çocukla olan iletişimle de aynı oluyor bir yerde. Nasıl Deniz’de her tükürdüğümü yalıyorsam, Üzüm’le de aynı sıkıntıları yaşıyorum. Sorun bende yani bunu çıkardık.

Sürü lideri mevzularında pek değişiklik yok. Fırat kendini sürü lideri sanıyor; Deniz kendini sürü lideri sanıyor ve tabii ki Üzüm de kendini sürü lideri sanıyor. Bir tek ben kendimi bir bok sanmıyorum ama asla bakmam dediğim köpekceğiz böğrüme bir vicdan azabı olarak oturmasın diye en çok ben ilgilenir oldum.

Tuvalet eğitiminde tam gaz ilerleme devam ediyor, başarısızlık yönünde. Duble başarısızlık diye adlandırabiliriz. Üzüm’ün evin içine bir iki kez kaka yaptığına şahit olan Deniz beyin kafası karıştığından evdeki umumi hela durumu ciddi bir boyut kazandı ilk iki ay. Deniz’in Üzüm’ü kıskanmasını hiç beklememiştim ama oldu. Salon ve bahçeye çiş ve kaka yapmaya çalıştı bir kaç kez. Neyse sonrasında Deniz’e insan olduğunu, Üzüm’e de köpek olduğunu sıkça hatırlatmak mecburiyetinde kaldık ama hallettik sanıyorum.

Deniz ve Üzüm’ün birbirine hemen aşık olup kardeş kardeş yaşayacağını düşünmüştük oysa. Hayaller biraz farklıydı. Geçen haftalarda Üzüm ve Deniz’i devamlı farklı odalarda tutma çabalarından yılmıştık ve Deniz’e Üzüm’ü isteyen başka kişiler olduğunu ve vereceğimizi anlattık. Üzüm’le aynı oda içerisinde olmaya tahammülü olmayan adam bir anda evrim geçirdi. “Üsüüüüm seni çok sevioorum” diyerek bir anda yakınlaştılar. Hatta ve hatta adam bir ara Üzüm’ün üstüne oturmaya falan kalktı zor aldık köpeği elinden. 4 aydır Deniz onu sevsin diye üstüne atlayıp yalamaya çalışan zavallı Üzüm, ondan kaçmaya başladı. Deniz’in içinden bir Elmaira (Looney Toones seven 90’ çocukları bu karakteri hatırlar) çıkacağını tahmin edememiştim.

4 ay sonra bugün Deniz &Üzüm tarafında 2. Round oynanıyor. Deniz kovalar, Üzüm kaçar misali.

Köpekle hayat sandığım kadar korkutucu olmadı. Hatta baya sevdim ben bunu. Ayakkabı kemirmesi, evde terlik kalmaması, Deniz’in oyuncaklarını kendi oyuncağı sanıp hırlaşması ve kendini insan sanması dışında bir derdi yok aslında.

Şunu anladım 4-5 yaş civarı çocukların hiç birinde Üzüm’e agucuk gugucuk diye yaklaşanı olmadı. Hepsi bir çığlıkla koşmaya başladı. Onlar koştukça Üzüm oyun oynuyorlar sanarak kovaladı. Demek ki yavru köpek sahiplenmek için uygun yaş 6 ve sonrası. Öncesi için daha büyük yaşta bir köpek sahiplenilebilirmiş. Çok atik ve atletik oluyormuş bu yavrular, biraz da yeni keşfettiklerinden her şeyi meraklarından ufak çocuklara ilk başlarda zorluk çıkarabiliyorlar, komutları anlamadıklarından.

Köpekle yaşam güzel bir şey ama. Eve gelince seni gördüğü için ağlayan biri var karşında. 2 saat boyunca görmemiş olsa bile. Yemin ederim ömrü hayatımda beni gördüğü için ağlayan kimse olmadı kardeşim. O ağlar ben ağlar. Zaten severim ağlamayı.

Bildiğin salya sümük geçiyor işte zaman:)

Köpekle yaşam çok güzel, çocuğunuzun bir köpeği olması daha da güzel.

Bu arada köpekle iletişime geçtiğinden beri (ki bu yaklaşık 2 haftalık mevzu) televizyon ve tablet olayını bitirmiş bulunuyoruz.

Bir de evinizde ne kadar tuvalet kağıdı, mendil, ıslak mendil, kağıt havlu, kağıt hepsini yırtma kapasitesi var bunların. En son benim 20 yıllık nota kağıtlarımı yırtmış, delirdim ama o sandalyeyi öyle bırakan sürü lideri Fırat’ın suçu. Üstüne atlamasın mı? Masaya çıkmasın mı? Kağıdı onun için bıraktık sanmasın mı?

Az havlamalı, tuvalet eğitimli, az ağlamalı, az inatlaşmalı çocuklu ve köpekli günler dileriz efenim.

Bir Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: