Sürü Lideri Kim Olacak?

Papatya falı gibi hayatımız.

Seviyor, sevmiyor ve çoğunlukla sevmiyor diye bitiyor.

26850752_10213992274656503_5758063199545560675_o

 

“Anne seni çok seviyorum,” diyerek masum masum bana baktığı zamanlarda, “abo kurban olurum seni veren Allah’a!” diyen karakterime bürünüyorum hemen. Öyle asilzade sevemem çocuğumu ben. Gadasını da alırım, kurban da olurum, ağzını burnunu da yerim. Bir de papatya falının talihsiz son yaprağı var ya o sevmiyor diye biten işte o an bil ki burnundan gelecek önündeki bir kaç saat.  “Misyal, seni ben seeevmoorum. Hiç birinizi sevmoorum, didicem burdan. Yatağımı da alıp didicem.”  Ha işte o tipleme beni benden alıyor. Bazen sinir krizinin eşiğinde oluyorum, elimde de bir benzin bidonu ve bir çakmakla hayal ediyorum kendimi. Ulan kendimi şurda yaksam ne bok yicen bakalım diye bağırıyorum içimden fakat maalesef gerçekte sadece deli deli bakışlar atıyorum. İçten içten bağırıyorum. Bazen duramıyorum çığlık atıyorum falan. Böyle tam Bakırköy’e bırakın beni durumları. Fakat karşımdaki Junior Hırt bunu anlamıyor.

Uyumıcam.

Teleozzon islicem. (Televizyon)

Yemicem.

Okula ditmicem.

“Gitmezsen gitme be! Gidersen de geri alırım seni, göndermiyorum işte!. Yedirmiyorum. Ver o yemek benim. Televizyonu parçalayın. Uyumaaa zaten sabahın 2’si olduuu uyumaa beee” diye haykırmak istiyorum çoğunlukla. İç dünyama aktarıyorum o sözleri. Saçlarım beyazladı kendi karmaşamdan. Ay bu nasıl anne diyeni de alıp çarparım duvara yemin ederim öyle delirdim bak uyarmadı deme.

Çocuk psikiyatristine gittik, “inadını kıramıyoruz, uyumuyor bu çocuk” dedik.  “Evet inatlaşması var, bu yaşta olur”, dedi. Başka bir şey demedi. Sağol dedik çıktık. Büyük bir aydınlanma yaşadım. Sanırsın Rönesans dönemindeyim o derece. Neyse geçelim o konuyu.

Tükürdüğünü yalayan anne babaların hep yaşadığı bu inatçı çocuk mevzusunu, kendimizi çözemediğimiz için düzeltemediğimizden, çaresiz çaresiz  ruh gibi dolanıyorduk kiiiii dahiyane bir fikirle geldi Fırat karşıma.

“KÖPEK alalım Mazyal.”

Bir çocuğa sürü liderinin anne ve baba olduğunu anlatamadan bir de köpek gelecekti  evimize ve onu adam edecektik öyle mi? İstemedim, mantıklı olmayan bir çok şeyi anlatmaya çalıştım fakat hayatımda mantıklı tek bir şey olmadığı şu dönemde zincirin son halkasını da köpekle mi yapsaydım acaba dedim. Zirvede bırakmak istiyorum kardeşim bu mantıksız hareketler silsilesini.

Direndim direndim sonra koyverdim gitti. Aldık köpeği. Adını da Deniz koydu; ÜZÜM oldu bizim küçük itimiz.

İlk gün heyecanlı idi. Zaten köpek ilk gününde süt dökmüş kedi yavrusu gibiydi. Masum, sessiz, şapşal. Ben köpek pek sevmem, evde hayvan bakımına da çok ılımlı yaklaşmam, kokuyor falan diye. 3.5 yıldır, Deniz’, bırakıp kocamla bir gün bile yalnız bir yerlere kaçamamışım bir de köpek gelecek ve biz bir 15 yıl daha hiç bir yere kaçamayacağız. Her neyse bunları düşünüp sinirlenmek istemiyorum daha fazla. Kısaca Deniz’e iyi olur diye sahiplendik bir Schnauzer bitlisi bakalım. Bu Fırat’ın köpeği olacaktı, çiş ve kaka asla evde temizlemeyeceğim yönünde anlaştık. Gece yarısı bahçeye çıkarmak için kıçımı 5 cm bile kıpırdatmam dedim. Tamam dedi, tamam dedim. Süperdi.

Muhteşem ilk günün ardından 4 ayrı yere çiş ve kaka yapması dışında bir sıkıntımız olmadı. Fırat süper zeka olan Schnauzer tipi köpeğinin hemen her şeyi anlayacağına, 5 dilde komutu bile bir haftada algılayacağına o kadar inanmıştı ki itiraf etmese de hayal kırıklığını her dışkıyı temizleyişinde gözünde görebiliyordum.

Sinirlendiğinde bağırırken çişini tutamayıp her yeri sulayan, televizyon izlerken çişini unutup yine ortalığı batıran bir veledim yokmuş gibi bir de üç aylık bir itimiz olmuştu bir anda. Ev değil umumi helaydı sanki.

Sevgili oğlumun gelişimi için zibilyar tane kitap okuyup elde var sıfırı çektikten sonra köpek gelişimi hakkında bir cümle bile okumadım. Köpek işi tamamen Fırat’ın oldu. Okuduklarını anlattı.

“Mazyal! Köpekler sürü halinde yaşarmış ya her sürüde de bir Alfa erkeği olurmuş yani lider. Onun dediğini yaparlarmış. Eğer evde her kapı çalışında havlayan bir köpek varsa, o kendini sürünün lideri sandığı için koşarmış, yani kim ulan bu gelen benim evime diye. Bizim evimizde de Alfa erkeği ben olucam ya bak kimin lider olduğunu anlarsa hemen yola gelir bu,” dedi.

Yani aslında bu durum Deniz için de geçerli dedim içimden. Herif kendini Çıngı sürüsünün lideri sandı. Her ağlayışında yanına gidersen, zart diye bağırdığında istediğini verirsen aha da kendini lider sanar bu junior hırt. Bir anda hırslandım. “Sen kimsin lan! Sen nerden benim liderim oluyorsun? Sen kimsin de bana evcil hayvanın muamelesi yapıyorsun!” diyerek başım dik hırlamaya başladım.

Dişi yakarışa bağladım durumu.

“Benim evcil hayvanım yok ama Mizyalim var,” diyordu bu, bak tipe.

İkinci bir tür sürü lideri kapışmasına ASLA İZİN VERMEM!

O sırada su istedi, götürdüm. İç sesimin bile sesi içine kaçmış. Ben adam olmam. İstikrar karakterime uygun değil çünkü. Bence eve bir bakıcı alalım ben karışmayayım, o baksın çocuğa daha hayırlı bir iş olur.

Neyse ben böyle yine kendi kendime konuşurken olanlar oldu. Üzüm arkadaşımız tüm sevimliliğiyle kendini kabul ettirdi ama sadece bana. Ben nereye gitsem peşimde. Fırat’a takıldığı yok. İşin kötüsü Deniz devamlı ona bağırdığından o da havlamayı öğrendi. Devamlı hırlaşıp duruyorlar. Üzüm küçük diye kıyamıyorum.

Dün üşür diye battaniye örttüm üstüne, meğer bunlar üşümezmiş.

Ayağına bir şey battı, veterinere iğneye götürdük bayılacaktım. Deniz’e de iğne yapılırken ondan daha çok ben ağlardım zaten. Öyle de bir manyağım.

Ben Üzüm’ü sevdikçe kıskançlık başladı. “Gitsin o burdan, bakmasın, zıplasın, şimdi zıplasın istiyorum, koşsun, yemesin, yesin, oyuncağımı almasın, kafesinde kalsın.”

Şimdi kendimle ilgili hayvan sevgisi mevzusunda bir sıkıntı kalmadı ama “Deniz vs Üzüm”  durumları henüz rayına oturmadı.

Bu arada Fırat’ın köpeği olarak sahiplendiğimiz Üzüm devamlı peşimde olduğuna ve bahçeden geçenlere havladığına göre evde şu an kendini sürü lideri sanan üç varlık var.

Maalesef bunların arasında ben yokum.

Ne kadar çok Alfa varsa hepsi beni buldu.

Biri beni Bakırköy’e bırakabilir mi? Vicdanım aklımdan üstün geldikçe daha çok çiş ve kaka temizleyeceğim gibi görünüyor. Biri inadından işer, biri anlamadığından işer, öteki de başıma iş açar durur.

Köpekli hayat güzel fakat hem köpekli hem çocuklusu akıllara zarar.

Alfa kapışmaları Star Wars film serisine dönüşmeden hallolur inşallah.

Sübhaneke dinimiz amin.

 

Bir Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: