Çankaya Lisesi – Simit&Ayran

Bugün 15 dakikalığına da olsa Merve’mi gördüm. Merve kim derseniz, lise yıllarımın azılı kahramanıdır kendisi. O bir deli, o bir kısa saçlı, o bir okul kaçağı, o bir matematik dehasıydı. Sınıfta abuk sabuk sesler çıkarır, o kiiim diye bağıran hocaya “Mizyaaal yaptı ööörtmenim,” diyerek olaylardan haberi bile olmayan benim başımı yakar dururdu.

Onu hep Lise’de karlı bir günde giydiği terlikimsi kolej ayakkabıları yüzünden tüm ayağı ıslandıktan sonra ayakkabıları atıp, ayaklarını kalorifer petekleri arasına sokup kurutmaya çalışmalarıyla anımsıyor ve kendi kendime gülüyorum hala.

Neyse bir anım var uzun zamandır aklımda bir türlü yazamıyordum ama bugün o günleri çok özlediğimi farkettim. Hem de o günleri yad edeyim istedim.

Sene 97’, Orta 3. sınıfın sonlarına doğru  annem ve babam yine düşündüler!! Onlar benim hakkımda bir şeyler düşümeye başladığı an bilin ki başım belaya girmek üzere!!! Bu sefer kafa yordukları ise eğitim harcamalarıydı. Koleje gidiyorduk ve aynı zamanda özel derse göndermek zorunda kalıyorlardı. O da yetmiyordu üstüne bir de dershane işi çıkmıştı ama bu kadar ek ders ve dershane olacaksa ne diye koleje para veriliyordu diyerek isyan etmişler ve tayinimi Çankaya Lisesi’ne çıkarmışlardı.  Bu tayin süreci, haritadan yer beğen Mizoş tavrında olduğu için sessiz kalıp kadere boyun eğmeyi tercih etmiştim. Sancılı bir sürgün yaşıyorken, yine de bizi başı boş bırakamayan annem ve babam, çocuklarını en yakın arkadaşları, Kimya öğretmenimiz Mrs. Esin Hoca’nın sınıfına teslim etmişti.

Aynı sınıfta olacağımızı bildiğim ama sadece telefonla konuşmuş olduğum Merve ile bir koca yaz boyunca bir türlü buluşamamıştık. Pazar akşamı telefon çaldı, arayan Merve’nin ablası Elif’ti. Paralel hattı kullanarak 3’lü bir konuşma gerçekleştiriyorduk, teknoloji çok ileriydi. Merve’ye merhaba dediğimde cevap olarak sadece  kıs kıs güldüğü için ve ağzından tek kelime çıkamadığı için garipsemiştim durumu.  Merve garip bir insandı kanımca. Elif hemen durumu düzeltmeye girişti: “Mervee, konuşşsana gerizekalı ne gülüp duruyosun yaa!! Daha kaşlarımı alcam! AAAAAh iki kelime edemedi ya…!!”

Nasıl bir aileye düştüm ben desem de çok geç kalmıştım. Bütün ömrümü yiyecek olan iki kız kardeş  hayatıma balıklama giriyordu. Tehlikenin henüz farkında olmayan bir çocuktum.

Elif ve Merve’nin kendi içlerinde bağırışmaları bittikten sonra bana geri döndüler. Sonra karar verdik, bir sonraki gün sabah Gima’nın önünde buluşacaktık. Merve’yi daha önce hiç görmemiştim, ama “üzerimde eski okul  forması olacak, beni tanırsın,” demişti.

Gittim, Gima’nın önünde kısa saçlı zayıf bir kız duruyor. Biraz Elif’i andırıyor ama emin olamıyorum. Kocaman gözleriyle yandan yandan bakıyor ama gelmiyor yanıma. Neyse, 15 dakika bekledikten sonra, yanına gidip sormanın mantıklı olacağını düşündüm. Yoksa geç kalacaktım okula daha ilk günden. İşte mükemmel tanışmamız aynen şöyle gelişti:

“Pardon, sen Merve’misin acaba, Elif’in kardeşi?”

“Hayır, ben Mizyal” dedi.

“Ha, özür dilerim”, dedim ve döndüm, gittim.

Bir yandan da inanamıyorum, ben az önce hayatımda ilk kez adaşımla tanıştım ve sırtımı mı döndüm!!! Geri mi dönsem acaba, ben niye konuşmadım ki! Demeye kalmadı, arkamdan o esmer kız, çırpı bacaklarıyla koşmaya başladı,

“Duuuuur, bekleee, Mizyaaaaal!! Ben Merve’yiiim!! İsmini unutmiiim diye tekrar edip duruyoduuum iki gündüüüür, karıştırdııım bekleeee!!”

Geri döndüm ve manasız manasız baktım.. “İsmini mi karıştırdın? İnsan ismini nasıl karıştırır?”

Sen de Mizyal isimli biriyle tanıştın, çok normalmiş gibi dönüp gidiyosun ya, sen de pek normal sayılmazsın.”

Cevap veremedim haklıydı, durumu atlayıp geçmeye karar verdim.

Biz sınıfımızı bulduk, gittik. Merve ben en arkaya otururum dedi, inanmazsınız o zamanlar uzağı görebiliyoruz!! 1.60’lık boylarımızla, en arka sıraya geçtik oturduk. Önümüze de 1.80’lik iki hatun oturdu. Kimse kimseyi tanımıyordu. Ayber döndü arkasına, “Merhaaabaa ben Aybeeer…bu da Esin…” Haydaaa işte arka 4’lünün buluştuğu an o andı.

Ayber: Ms. çöl güzeli, Mizyal: Ms akıllı uslu kız, Merve: tanımsız, Esin: cool insan. Derken, henüz yeni tanıştığımız Merve bastı çığlığı!

“AAAAYYYYYY!!!!”

“Noluyor, Mervee beee!! Ne bağırıyosun?”

“Bi şey ısırdııı , aaayyh bak arı var!! Arı soktuuuuuu beniii”

“Ya alerjin varsa???” (Ben nerden bileyim panik olacağını:))

“Hiiiiiih eyvah, hemen doktora gitmem lazım

Atladık gittik, ilk gün okulu kırdık. Ondan sonra da çok kez kıracaktık. Bütün bir ömrü kırdık geçirdik zaten…

Günler geçti Esin Hoca’nın dersinde karnımız acıktı.

Aşağıdan masum bir simitçi amca geçiyordu. “ Simittciiiyeeeee” sesini duyduk ve sıranın altında tenefüsten kalma bir ayran olduğunu farkettik.

Simit-ayran ikilisine bayılanlar el kaldırsın!

“Ben dayanamıcam Mazyal, alacam bi simit, istiyo musun sen de?” dedi.

“Kızım deli misin, Esin teyze farkederse bizi öldürürrr bee!”

“Bi şey olmaz ben farkettirmeden alırım!” dedi ve gitti cam kenarında boş duran sıraya geçti. Esin teyze pardon örtmen o sırada tahtaya bir şeyler yazıyordu.

El kol hareketleriyle 2 tane simit istedi. Beline kadar aşağı sarkmıştı bu sırada kafa üstü düşecek bu demiştim.  Önce bir simit hoop diye içeri girdiiiii ve girer girmez Esin hoca arkasını döndü. 2.simit geliyordu yoldaydı ama alacak durumda değildik. Fazla uzamadan geri döndü arkasını Esin Hoca ve zınk diye ikinci girdi içeri.

O saliselik anda bir şeyler olduğunu sezdi bizim çakal Esin Hoca, bir döndü şöyle, çokta güzel kadındır bak hala.

“Merve senin ne işin var o sırada? Geç yerine!” dedi.

“ Yok hocam ben Mizyal’in yanına oturmam,” diye zevzeklendi gerizekalı. Yine beni suçlayarak kıçını kurtaracaktı.

“N’oldu Mizyal? Naptın Merve’ye?” dedi hoca.

Beynim dondu, kendime nasıl bir bok atsam acaba diye düşündüm. İğrenç bir insanım ben osurdum falan mı desem diye zeki cevaplar arıyordum ama yoktu. Alttan Merve’ye ayranı gösterip hareketi çektim. Bok içersin o ayranı, kuru kuru ye o simiti şimdi mesajını sessizce gösterdikten sonra. Durumu kurtarması gerektiğini anladı.

“Yok hocam, neyse yanlış anlama oldu barışalım biz” dedi utanmaz insan.

Geldi yanıma.

Ama bir şeyi unutmuştu.

Parayı. Simitleri aldık ama hengamede paralar adama gidemedi.

Simitçi aşağıdan bağırmaya başladı.

“Laaaaaan!!! Paramıııı veeeeeeeeğğrr!!! 2 simitt aldın Alllaaaaah’sııııız!!!! Hırsıııııııız!!”

Adam susmuyordu.

Sınıf 1.kattaydı. Sanki kapıdan bağırıyor gibi yakından geliyordu ses.

Bir beyzbolculuğumuz kalmıştı.

Esin teyze tahtaya dönmemek için direniyordu. 5 dakika boyunca kesintisiz hakaret dinledikten sonra tahtaya bir soru yazmak için döner dönmez, atik, atletik ve çevik hareketlerle fırlayarak demir paraları camdan aşağı attık.

Esin hoca olayı farketti ve kimi yakaladı sizce?

Tabii ki beni!

Fırçayı yedim. Simidi de yiyemedim. Yerimi değiştirdi. Hepsini o çaçaroz yedi.

Ama severim o çaçarozu ve çok özledim :)

4 Comments

  1. kitap yaz kitap

  2. Hepsi yalan dolan, uydurmaca boş laflar Fasa fiso. Çamur at izi kalsın … Merve ki hayatında ağazında kötü söz almamış hanım kızın en öcüsü. Ayıp ayıp

    • Ya sen miydin Emirhan Teyzenin evden kovduğu, kalorifer dairesinde donmak üzere olan hahahahahahah bi de travesti avı :D:D ya çok kibardır evet benim arkadaşım. Merve the akıllı uslu, hanımcık, miniminnacık insan evladı. :D:D

Bir Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: