Şuursuz Atlet

280px-USMC_Marathon

Işınlanmaya hazırlanın, zaman makinasına binmek üzeresiniz. Evet. Emniyet kemerini taksana! Başına bi iş gelecek ondan sonra vay şu oldu bu oldu!!!

 

29 Ekim 1992 gününe dönüyoruz şimdi.  Atılım Koleji o zamanlar daha ilk mezunlarını verecek. İncek’te  bugün gördüğünüz lüks İncek Villalarının yapılmadığı, daha yolun olmadığı ve Taşpınar köyünün, “ordaa bir köy var uzaktaaaa” şarkısını dinlerken hayal ettiğiniz köy olduğu zamanlar yani. Atılım’a varmak için inekleri, koyunları aşarak gittiğimiz, Taşpınar köyünün o güzel evlerini izlediğimiz günlerdi. Okuldan kaçmak diye bir şeyin olduğunu Çankaya Lisesi’ne geçince öğrendim ben. Şehir merkezinden aforoz edilmiş çocuklardık biz, nereye kaçacaksın ayrıca, kaçsan 5 saatte Oran’a gidersin, kurda kuşa yem olmazsan tabii. Üniversite’nin kurulduğu arazi eskiden bomboştu ve o zamanlar Gölbaşına kadar hiçbir şey olmadığından sanki her yer seninmiş gibi bir izlenim uyandırıyordu. Çiçekler, gelincikler, kaplumbağalar, ne ararsanız vardı ver her çocuğa nasip olmasını dilediğim bir oyun bölgesiydi orası ama yasaktı. Bu yüzden güzeldi ya:) Neyse, sadede gelelim. 29 Ekim’de Cumhuriyet koşusu yapılacaktı okulda. Tüm ilkokul, ortaokul ve lise katılacak, bu arada sormuyorlar, kim yarışmak ister diye. Yani bu ne demek: herkes koşacak. Üzerimizde formalarla koşacağız üstelik. Bu harika sosyal aktivitenin mimarlarını merak ediyorum. Ulen çocukların yanında yedek kıyafet bile yok, ne koşturuyorsun çocukları işgüzar!

 

Ben her zaman sakin, kazanma hırsı olmayan, zaten beden eğitimi derslerinden de nefret eden, fazla hareket etmeyen, uyuz bir çocuğum. Fazla sesim bile çıkmaz, itiraz etmem, surat asar otururdum. Sonuçta Adana’dan gelmişim yalnız ve asosyal bir bebeyim! (Ankara diline yeni alışıyorum)

 

Bütün okulu sıraya dizdiler. Aman yarabbi, bir anda Dr. Jekyll oldum ben. O gün bugündür içimden çıkacak Mr. Hyde’ı bekliyorum. Arkadaş, yol küçücük, herkes arkalara dizildi. Ben küçücük boyumla kaldım en arkada. Herkesin boyun benden uzun. Liseli çocukla ilkokul çocuğunu sen ne hakla aynı yarışmaya sokarsın diye bir isyan duygusu içime girdi, çıkmıyor arkadaş. O sakin, akıllı uslu kız gitti ve yerine şu geldi:

 

-BEEEEN GOREMIYORUMMM BILEEEE…ÇEKİİİİYYLLLL ÇEKİYYYLLL..İtiyorum önümdekini.

 

Oturmamış ses tellerim şu an alto yu gösterse bile, o zamanlar sinek vızıltısını andıran sesimi ve ne kadar rahatsız edici bir ton olduğunu hayal edebilirsiniz. Uzun, filinta gibi boylu liseliler etrafa bakındıktan sonra ayak uclarında beni gördüler, görmedikleri için üzerime bastıklarını düşünerek zıpladılar.

 

– Nolduuu ne bağırıyosun,?

– Çekil.

– Nereye çekilim?

– Önümden çekilsene. Ben ilkokuldayım, biz daha öncelikliyiz, örtmenim dedi, önde durcaz.!!!

– Allaaah allaaaah, bıcırık seniiiiii!!

 

Bıcırmak bir fiil midir? Neyse. Saçma sapan kelimeler.

 

Çekil. Örtmene söylerim.

Kendimi karınca gibi hissettiğim an. Korktum ama çaktırmıyorum

 

Tamam geç..

Mr. Hyde geri bas yaptı, bir nevi kaçtı o an. Kendime geldim. Adam kafamdan tutsa havaya kaldıracak.

 

Ama kazanmıştım. Artık bir adım önlerindeydim. Tabii onların bacak boyları benim boyumda olduğundan pek şansım yoktu ama o kadar gerçekçi olabilecek bir ruh halinde değildim.

 

Başladık koşmaya. Ben ki bir şuursuz atlettim. Öyle bir depar attım ki, birkaç dakika sonra midem bulanmaya başladı. Bu nasıl bir duygudur anlamıyorum. Nefessiz kaldım ama baktım benim arkadaşlar beni geçiyor iyice hız verdim, ölecek değilim ya. Nefessiz kalmak sıkıntı değil önemli olan birinci olmak diyordum kii, midem ağzıma geldi lafını aratmayacak şekilde öğürmeye başladım. Ama durmadım sayın seyirciler.

 

Bir yanda öğürüp bir yandan koşarken, rüzgarın etkisiyle istenmeyen bir durum oluştu, öğürmek fiili sonuca ulaşarak, biyolojik bir olay gerçekleşmek üzereydi. Ancak bu durumu koşmaya devam ederek, rüzgarın etkisiyle ve fazlasıyla nefessiz kaldığımdan dolayı bastıracağımı düşünmüştüm. Evet süper zeka bir çocuk olmadığımı o gün kendim de anladım zaten. Kendi kusmuğunda boğulan öğrenci olmama ramak kalmışken, öksürmeye başladım ve  sonunda durdum. Detay vermiyorum, iğrençleşmeyelim. Zaten okunma oranım çok az, şu benim zorumla yazımı okuyan 5 kişiyi de kaçırmak istemiyorum. Orada ne kadar zaman kaybettim bilmiyorum, tekrar kendime geldiğimde sanki bu olay hiç yaşanmamış ve ben hala bir numaraymışım edasıyla devam ettim.

 

Final çizgisi okulun kapısıydı, bir öğretmen bekliyor ve girenlere bir sayı söylüyordu. Bana tiksinerek baktıktan sonra 16 dedi.

Ne 16’sı, etrafta başka insan yok, ben birinciyim örtmenim!!!

Yok kızım, sen 16.sın.

HAYIR BİRİNCİYİM.

Yok yavrum 16’sın. Benimle muhattap olmak istemediği açıkça belliydi. Sefil bir haldeydim ama şuursuz ve bir yandan da gururluydum. Neye gurur yapıyorsam.

DEGİİLİİİİM!!!!BİRİNCİYİİİİM!!

Hayattan bezmiş ve bütün bir koşu boyunca gelip geçen öğrencileri saymakla görevlendirilmiş bir öğretmen var karşınızda. Cinnet sınırında. Şansımı zorlamaya devam ediyorum.

Yanlış saymış olamaz mısınız? Ben ilkokuldayım da.

Sanki belli değil. 1.30 boyunda 10 kiloluk bir şeyim. Zaten zayıflığım yüzünden kürdan demeye başlamışlar bile. Ortaokulda olsan bir sıkıntı olduğunu düşünecekler zaten ama şans işte, ya yanlış saymışsa.

 

– Geç kızım ustunu başını temizle. Bana dokunma, fazla yakınıma gelme.

 

Ben bu sırada üzerimin rezilliğinin farkında olmadan birincilik ünvanını çingenelik yaparak kazanmaya calışıyorum.

Birinciyim ben.

Yürüüüüüü dedim sanaa!!!!Birinci değilsin, bak bakim arkana kaç kişi geliyor, liseliler bitirdi bile, aaaaaa!! Ayıp!!!!

Ben birinciyim sen yanlış saydın modundaydım. O kadar eminim ki haksızlık yaptığına. O kadar içim rahat ve gururluyum ki. Üzerimin perişanlığını bile farketmeden yürüyorum!

O sırada çalan bir arabesk melodiyi fona koyun ve öyle hayal edin beni şimdi. Kusmuşum. Üstüm başım batmış. Birinci olduğum halde, 16. yapmışlar. Arkadan hala gelenler var ama benden önce gelenler ortada yok, o yüzden kesin eminim birinciyim ben.!!!

 

Kantine doğru yürüdükçe, çoktan koşusunu bitirip, olayları heyecanla anlatan arkadaşların arasına geçtim. Tamam, birincilikten vazgeçtim. Bari koşu gazisi olaydım değil mi?

Üzerimi temizlemedim. Bir gurur sembolü olarak öyle gezdim! Sonuçta olay Mizyal’in sınıfını başarı ile temsil etmek uğruna çeşitli ızdıraplardan geçmiş olmasıydı. Birinciliğimi iddia ettiğimi kimseye söylemedim.

Ben zaten ufaktım tefeciktim.

Cumhuriyet koşusu oldu Gazi Koşusu.

Koşmaktan hoşlanmam. Tehlikelidir koşmak. Travmatiktir.

Saygılar.

Bir Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: