Çocuk nasıl kaybolur?

fotoğraf(4)Okulun ilk gününü hatırlar mısınız? Ben genelde hiçbir şeyi unutmam ama yıllardır bu anı hafızamda canlanmamıştı, taa ki bugün 20 yıllık arkadaşımı görene kadar.

Bugün, ilkokul 4. sınıftan bir arkadaşımla buluştum. Evlenmiş, 2 çocuğu olmuş. Büyük oğlan anaokuluna gidiyor ve bugün onu okuldan yarım saat geç alması gerekiyormuş. Vicdan azabı çekiyordu karşımda, içi içini yiyordu, okulda yalnız kalacak acaba travmatik olur mu onun için? kendini terk edilmiş gibi mi hisseder diye düşünüp duruyordu kendi kendine.

 

İşte o an hatırladım…Travmatik olmaz bence sonuçta yarım saat bu topu topu dedim ve onun da içi rahat etsin diye anlatmaya başladım, işe de yaradı sanıyorum.

İlkokul 1. sınıf, Adana Kolejine gidecektim. İlk gün annem beni tembihledi, kızım bak, okul bitince öğretmenin seni bir servise bindirecek, servisçi amcan da seni eve getirecek.

Tamam, dedim. Sabah, annem ve babam benimle geldi , okula bıraktı. Baktılar öyle uzaktan, e hadi gidin dedim. Akşam oldu, vakit geldi eve dönecektim ama öğretmenimi göremedim.Bir kalabalık başladı. Herkesin ailesi gelmiş kapıda bekliyordu çünkü.. Çocuğunu alan götürüyor. Ben  o boyla önümü bile göremiyordum ki,  kalabalığa karıştım akıntıya kapıldım yürümeye başladım. E herhalde bu kadar  insan çıkışı biliyordur ne de olsa diye düşünmüşüm demek ki. Kimse yardım etmiyordu, zaten sessiz bir çocuğum. Dışarı çıktım. Adana Koleji’nin bahçesinde bir kalabalık var, ne yapacağımı da bilmiyorum, sonuçta bana söylenen bir öğretmenin gelip beni servise bindireceği idi. Kafamı kaldırdım, Müdür amca bana sen nerde oturuyosun dedi. Evet, annemin bahsettiği öğretmen demek ki Müdür amcaymış…Kurtuldum..! Sümer Mahallesi dedim.

Götürdü beni  oturttu bir servise. Gidiyoruz. Tam, Karafatma bulvarından geçerken, kanalın ordaki karpuzcuyu gördüm ama o kadar utangaçtım ki sesimi çıkaramadım.İşte tam oradan dönse bulacaktım evi. İlerledik, baya gittik, ara sokaklara girmeye başladık. Herkes indi, servisçi amcayla bakıştık. Tanımıyorda beni. Sen daha önce hangi servisteydin dedi, ben anaokuluna gidiyordum daha öncesinde ne bileyim ben.. Ben hiç servise binmedim dedim… Nereye gidiyorsun sen dedi, Sümer Mahallesi dedim. Hangi Sümer Mahallesi dedi. Hangisi olacak, bizim evin ordaki dedim. Demek ki başka bir Sümer Mahallesi daha vardı…

Servisçi amca durumun vehametini anlayarak,Telefon numaranız ne dedi. Bilemedim. Aslında ezberletmişlerdi ama o heyecanla unuttum! Yaz dedi, !!!! Neyiiii yazayıııııımmmmmm dedim!!!!!! Ben daha öğrenmediiiiim!!!!!! Neyin peşindesin be adam!

Aldık başa belayı diye söylendiii… Gururuma dokunan bu sözlerle, başımın bir miktar belada olduğunu anlamıştım. Tırsmaya başladım, ağlamak üzereyken..Tanıdık yerler görüyo musun demeye başladı. Hiçbir yer tanıdık değildi. Sonra döndü dedi ki, benim başka bir yere daha servise gitmem lazım, seni bir okula bırakacağım, o okulda müdürün yanına git sana yardım etsin dedi.

 

Ben daha 6 yaşındaydııım!!!!!!! Bıraktı beni bir okulun nöbetçisine, kısaca durumu anlattı ve o adam da beni müdürün odasına götüreceğini benim de onun yanına gidip olayı anlatmam gerektiğini söyledi.

Başım gerçekten beladaydı…

İçeri girdim. Kocaman bir oda, ve bir sürü insan toplanmış. Sanıyorum, öğretmenler toplantısı var. Noldu kızım diye sevimli bir ses çıktı iri adamdan. Sevimli sesi duyar duymaz ağlamaya başladım. KAAAYBOOOLDUUUUUMMMMMMM hüueeueğüeeeeeee!!!! Sen kiiiimsiiiin, ben nerdeyiiim, Anneeeeeeeeee….!!!!!!!

Susturana aşk olsun.

Adam, ciddileşti ve sertleşti. Kızım, yakışıyor mu sana ağlamak.!!!

Benim hayatım kararmış bu bana yakışıyor mu diyor. Saatlerdir evime gidememişim, üstüne bir de açım, herkes beni başından atmış, kalkmış bana yakışıyor mu diyor. Geri bas Adanaalııııııı!!!!!

 

Biraz susmaya başlayınca devam ettik seansımıza,

 

Babanın ismi ne?

Bilmiiiyoruuuuuum!!!!

Kızım bak söylemezsen seni evine götüremeyiz, burada mı kalmak istiyorsun.=??

Doğru bir noktadan girdi evet, tebrik ederim, burada aç bilaç kalamazdım ne de olsa..

Babamın adı Zafeeeer….ühüüüü..

Soyadın nee..Yumruuuuuuu…:eheühühüü

Sarı bir telefon defteri açıldı. Bir numara bulundu. Arandı ve dedem telefonu açtı!!!! Yanlış insan telefonu açmıştı..

Beyefendi, kızınız Miryan Yumru, Adana Kolejinden bizim okula getirildi, evini bulamamış.

….

Yanlışlıkla bizim okula getirmişler demek istedim, gelip almanız mümkün mü acaba?

………………………………… (Bu bölümde söylenenleri tam olarak duyamıyoruz sayın seyirciler, sanıyorum duymakta istemiyoruz.) Adam bir müddet sustu çünkü..

 

Müdür bana dedi ki, kızım git aşağıda bahçemiz var, salıncakta sallan, birazdan baban seni almaya gelecekmiş, merak etme

 

Dedem aile içerisinde saldırıya geçmişti, bir çocuğa mukayet olunamamıştı, yazıklar olsundu.

Tabii, aile içinde kopan fırtınalardan bir haber olan ben, masumca, Tamam dedim Müdür Bey’e , en azından aileme ulaşılmıştı.

Okulun hizmetlisine de dedi ki, sakın yalnız bırakma çocuğu, dedesine söz verdim.  Aldı beni götürdü bahçeye, gittik beraber salıncağa oturdum vee hizmetli amca dedi ki; Bak bu salıncakta sallanacaksın, hiçbir yere gitmeyeceksin, seni almaya gelecekler zaten..! Sakın buradan kıpırdadığını görmeyeyim!!

Sen sallamayacak mısıııın!!! Amaa müdür amcaaaa başında duuuur dediiiii!!!

 Sus bakim, bir sürü işim var, kendi kendine sallan işte!!

Vay anasını sayın seyircileeer, tehdide gel..Başa gelen çekilir, şu an güç bende değildi sonuç olarak.. Başladım sallanmaya. Sallan kızım sallan. İnemiyorum da, adamdan azarı işitmişim şimdi, kalkma bir yere dedi..

Sallanıyorum.

Birazdan geleceklerdi, acaba birazdan hala olmadı mı diye düşünürken, hava kararmaya yüz tutmuştu…

Midem bulanmaya başlamıştı artık sallanmaktan, hala ortada kimse yok.  Salıncaktan insem sanki kimse beni almaya gelmeyecek, başım iyice belaya girecekmiş korkusuyla sallanmaya devam ettim.. Artık yürümeyi unutmaya başlamıştım, tam ümidimi yitirmiş ,artık sadece bu salıncakta sallanarak yaşayacağımı düşünmeye başlamıştım kiiiiii, okul kapısında Amcam belirdi.!!!!

Osman Emmiieeeeeee!! diye haykırdıııım. Özgürlüğüme kavuşmuştum, artık evime gidebilecek, biraz yemek yiyebilecektim!!!! Yürüyecektiiim artıııık!!!!

Tam salıncaktan  atlıcaktım kii otur diye işaret etti, sallan kızım sen ben hemen geliyorum. Kıpırdama sakın ordan.. Hayallerimin yıkıldığı an o andı, bacaklarımı uyuşturan salıncağa geri dönmüştüm. Kurtuluş yoktu. Kussam rahatlardım belki de. Bence kusmalıydım artık ya da açlıktan ölecektim zaten…iki türlüde sıkıntıdaydım.

 

Neyse amcam 5 dakika sonra döndü ve  beni salıncaktan kucaklayarak aldı, zira bacaklarım yürümeyi unutmuştu. Eve girdiğimde, tüm aile büyükleri dahil olmak üzere  bütün mahallelinin bizim evde toplandığını farketmiştim , herkes felaketi konuşuyordu.

Torun kaçırılmıştı. Babaannem kafasına tülbent sarmış yatar pozisyonda devrilmiş yatıyordu. Hangi birine bakayım bilemedim. Kalabalık bir anda sustu.. Hemen anneme yanaştım.

Oyy kuzuuuum geldi çook şüküüüürrrr diye haykırdı babaannem……vayyyyyy…. naptılar kızııım  sanaa anlat..

Sanıyorlar ki başıma çok kötü şeyler geldi ve beni konuşturmaları lazım..

Hiç babaanne hep sallandım ben..

Nerdee sallandın kuzuuum, ne sallanması, biri dövdü kesin çocuğumuu vaaayyyyyy başıma gelenler. Birisi tartakladıııı bu çocuğuuuu amaaanınn.ben ne ediiim nereleree gidiiiim…

Yok babaanne, salıncak vardı, hep sallandım.

Bir anda ciddileşen annem.

Aferin sana aferiiin, sallan sen sallan, ömrümüzden ömür gitti burdaaa sallandım diyooor bana..

Ne desem başıma kakılacak, en iyisi susayım ya amaan vallaaa… Gelip alaydınız o zaman kardeşiiim!!!!

Neyse, böylelikle, salıncaktan nefret edeceğim günler başlayacaktı, ben hala sevmem salıncağı… Gereksiz bulurum :))) Ceza bölgesidir orası artık benim için. :) Neyse, kurtardılar çok şükür, yine yırttım.

Bu anıyı bugün arkadaşım Ceylan’a anlattım, yani yarım saat geç gidersen çocuk travma yaşamaz. Ama çocuk evi bulamazsa, şok kaçınılmaz olabilir. Artık çocukların böyle sıkıntıları yok sanıyorum. Bu ancak bana denk gelirdi 😉

Bir Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: