Posts made in Şubat, 2020

Türkiye Tarımla, Tarım Kooperatifleşme ile Kalkınır"

Ne yapmalı? Bilinçlenmek ve bilinçlendirmek için neler yapmalı?

Ketojenik mi yaşamalı? Vegan mı olmalı? Sağlıklı kalabilmek için kimden alışveriş yapmalı? Doğduğu şehri veya köyü taşra diye beğenmeyip, büyük şehirlerde köy ürünü arayanlar, köy ekmeği denince ah çok sağlıklı oldum diyenler, üretmeyi unutan sadece tüketime yoğunlaşan bizler. Tarım bitmek üzere sayın seyirciler! Şu an köylerde yaş ortalaması 50-55, üretenler üretemeyecek yaşa ve fiziksel duruma geldiğinde hepimize geçmiş olsun diyeceğiz. Artık hep beraber dere suyu falan içeriz, şifa niyetine.

Geçen hafta Kooperatifçilik ile ilgili bir seminere katıldım. Katılanlar arasında hali hazırda kooperatiflerini kurmuş köylü kadınlar da vardı. Üreten kadın, ürettiği gıdayı işlemesini bilen kadınlar. Bravo onlara, bir araya gelmişler, çalışıyorlar. Bize ise sadece destek olmak kalmıyor daha da öteye gitmemiz gerekiyor. Kooperatiflerin ise hangileri ne kadar zehirsiz üretim yapıyor, bazılarını biliyorum. Benim için birinci sırada zehirsiz yaşam diyorsanız biraz dertleşmek istiyorum müsaadenizle.

Mutfağımızda pişen yemeklerin %50’sinde buğday türevleri kullanıldığını varsayarsak buğdayın öneminin oldukça büyük olduğunu söylemeye gerek yok sanıyorum. Her gün ekmek ye demiyorum ama dengeli beslenme ile mutlaka bir yol bulacağımıza inanıyorum. Sonuç olarak, buğdaya ihtiyacımız var hem kalkınmak hem beslenmek için diğer sebzelere de muhtaç olduğumuz gibi. Ancak atalık buğday, atalık tohumlar deyince fiyatlar neden bu kadar havalara uçuyor? Peki, bu atalık mevzusunda hiç mi ilaç sıkılmıyor? Sertifikalara da ülkenin bu düzeninde ne kadar güvenebiliyoruz? Zehirli bir topraktan çıkan atalık tohum ne kadar sağlıklı olabilir?

Benim uzun zamandır kafaya taktığım üreticilerin kullandığı ilaçlar/zehirler. En duyarlı olduğum ise Round-up denen ot ilacı. Bunu kullanırken izin verilen dozlar elbette vardır ki bu da iyi tarım yolunu açıyor. İnsan sağlığına zararlı olduğu gerekçesi ile ihraç etmeye çalışılan ürünler geri döndüğünde nasıl bizim pazara dağılabiliyor? Kontrolsüzlük var belli ki, bu da tedirgin edici.

İşte katıldığım seminerde iç rahatlatan örnekler verdi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal. Keşke onun gibi 100 tane hoca olsa da, bütün üreticiler birleşebilse. Kooperatifleşmenin önemi, insan sağlığı, küçük aile işletmelerini pazarda güçlü hale getirmenin yolları, kadının kooperatifçilikte yeri ve önemini o kadar güzel anlattı ki, iyi ki gitmişim dedim.

En kısa hali ile “Ülkenin geleceği için üretmek, güçlenmek için birleşmek zorundayız.”

Kooperatifleşmenin hem köylü hem de pazar açısından ne rahatlatıcı bir durum olduğunu idrak etmek gerektiğini çok güzel örneklerle anlattı hocamız. Bolu şehrinde 183 tane kooperatif varmış. Ne güzel diyor insan ilk duyduğunda ama bir de şöyle bakmak lazım, bu sayı düşürülmezse ve her köyden bir ya da bir kaç kooperatifi çıkarsa, aralarında oluşacak rekabet huzurdan, refahtan çok sıkıntı getirmez mi? Ürün hacmini aşağı çekmezler mi, kendi şehriniz içinde rekabetle neden uğraşasınız ki, zaman kaybı? Birleşmek her zaman daha büyük güç getirecektir. Amacımız, ithal etmek olmalı. Beyaz Zambaklar Ülkesinde yaşamak istemez miyiz?

Gıda egemenliği konusuna getirdi hocamız. Benim de aklıma en kötü örneklerden biri olqrak Venezuela geldi. Bakın Venezuela’da Chavez döneminde başlayan günlük siyasi ortamın gerginliği ile ayrıştığında kimse umursamadı. İnsanlar futbol maçları için kavga ederken siyasi partiler için kavgalara başladı. Sosyalist zihniyetin hep en iyisi olduğunu düşünürüm normalde ama ideolojiler koltuk/ güç hastalığı ile birleştiğinde ayrışan ve zarar gören halk olur, elde kalansa koca bor sıfır. Her şey hani halk içindi? Üretecek gücü kalmayan bu ülke açlık yüzünden sınırlara dayanan milyonlarca insan manzarasını izletti dünyaya. Gıda egemenliğini kaybeden bir ülke oldu Venezuela. İdeolojiler farklı olsa da koltuk hırsı ve rüşvetin, para sevdasının sonu vatan için değil şahısların doyumsuzluğuna hizmet eder. Burada sosyalistmiş, faşistmiş, şu partiymiş demeyiz. Güç hastalığı yüzünden kaybedilmiş bir ülke kalır elimizde.

Kooperatifleşmek gıda egemenliğini kaybetme riskini ortadan kaldırır. Bir ülke gıda egemenliğini kaybettiğinde diğer ülkelerin kölesi olacaktır zaten, örneklerini görüyoruz. Bunun içinse adil bir yönetim gereklidir. Kooperatifler kurumsal olmak zorundadır. Günlük siyaset Kooperatifi alakadar etmez. Hangi partiden olursan ol, üretici için orada olduğunu unutmadan, hesap vermek zorunda olduğunu idrak ederek kooperatifin başarılı olmasını sağlayabiliriz. Güçlü ülkelerdeki kooperatifleşme oranı %70’tir. Güç buradan gelir.

Karşılaştığım küçük aile işletmelerinden bazı örnekler vermek istiyorum. Siyez Buğdayı sağlıklıdır diye ne reklam yapıldı yarabbi, peki hangi üretici, ne koşullarda üretmiş sorabildiniz mi? Ben bir tanesine sordum, “ilaç (zehir) var mı” diye. “Benim attığım ilacı sen şurup diye içersin” dedi gülerek. Organik sertifikası var hacımızın.

Çok şaşırdığım başka bir örnek daha vereceğim, geçenlerde instagram’da doğal ürün sattığını iddia eden bir dükkânın reklamı çıktı. Merak ettim baktım, bakmaz olaydım. Adam un satıyor, “ekşi mayalı atalık tam buğday unu” Bir anda saçlarım ağardı bunu okurken. Un içine ekşi maya mı kattı ne yaptıysa artık. “Ekşi Mayalı Atalık Tam Buğday Unu”. Yarım kilosu 20 lira. Hangi ata kardeşim? Dayanamadım yorum yazdım, tabii ki cevap gelmedi. Haberi yok ki. Buğdayın adı ne? Atalık olduğunu nerden biliyorsun? Ekşi Mayasının 450 yıllık olduğunu söyleyenler de aynı. Ev yapımı tarhana, hangi un? Ne kadar ilaç sıkılmış o buğdaya? Söyleyen var, bilmeyen de çok.

Kendi yediğine ilaç sıkmayıp, satacağı ürüne ilaç sıkan köylü de tanıdım. Kimse babanızın oğlu değil ama kooperatifleştiğinde bunun önüne geçilir mi? Kooperatifin de amacının zehirsiz gıda üretmek olması gerekir sanıyorum bu bağlamda. Kendi ürününü üreterek de başlayabiliriz bir ucundan. Atıl duran arsalar, tarlalar var bir bina dikeriz köşeyi döneriz diye bekletilen. 20 seneye taş tuğla yeriz muhtemelen. Neyse söylenmeyi bırakayım.

Küçük işletmeleri sadece kooperatifleşerek birleştirebilirsin. Birleşirsen büyürsün, fabrika kurabilirsin, o topladığın ürünü kontrollü ve en sağlıklı şekilde paketleyebilirsin. Misal, buğdaylar yıkandıktan sonra yerlere serilip kurutuluyor. Geçenlerde sevdiğimiz bir dostumuz şu örneği verdi; ürün çoksa ve üreticinin kurutacak yeri yoksa buğdayı yıkamadan direk değirmene götüren çiftçiler de mevcutmuş. Böylece ne oluyor, hayvanların, farelerin bile gezdiği tarlalardaki buğdaylar direk olarak size un olarak geri dönüyor. Unları teste götürdüğünüzde yüksek oranda Kolibasili çıkıyor. Farkında olun derim.

Bir şehirde 183 kooperatif mevcutsa bu kooperatifleri kendi alanları içerisinde de birleştirmek elzemdir. İlçe bazlı kooperatifleşmeden bahsetti hocamız, müthiş. Düşünsenize her ilçede bir Gıda ya da Kadın Kooperatifi var ama bunlar merkeze bağlı olarak pazarlamaya girse, hepsi aynı ürün için aynı logo ile dağıtım yapsa, pazarda ne kadar güçlü olur. Şu an Ovacık ürünlerini bilmeyen kaldı mı? Tire Süt Kooperatifi’ni ben bilmiyordum, hayran kaldım.

Çiftçi sertifikalı tohum almak durumunda kalıyor. Yerel, atalık tohumlar sadece Tohum Takas Şenliklerinde birbirimize verilebiliyoruz. Kaldı ki 2 yıl önce yapılan Yerel Buğday Sempozyumu’nda Tohum Takasları için çoğu hoca kötü şeyler söyledi hatta vatan hainliğine kadar vardırdı biri. Yerel tohumu pazarlamak vatan hainliği değil de, sertifikalı tohuma mecbur bırakılmak mı vatan sevdası?

Kooperatifleşmenin başka bir yararı ise fiyatların sabit tutulabilmesi de olacaktır. Fiyatları uçuran küçük işletmelerden bahsediyorum. Bir atalık tohum olduğunu iddia ettiğiniz bulgurun kilosu 20 lira olur mu? Olabilir mi? Et al et ye kardeşim manyak mısın? Atalık buğday diye ilaç sıkmıyor mu sandın? E ne anladım ben zehirli ürünün atalığından. Buğday gübre istemezmiş, öyle demişti bir hoca. İlacı niye istesin ki? Vücudunuz sadece glütenden değil o sıkılan zehirlerden, suni gübrelerden de hastalanıyor.

Kooperatif Ne işe Yarar? (Eğitim’den Notlar)

Bölgede kredi kooperatifi çiftçiye destek olur.

Tefeci barınamaz.

Islah ve sulama çalışmaları daha rahat yapılır.

Dağınık araziler toplulaştırılır.

Kooperatifin etkin pazarlama yöntemleri ile çiftçi ekonomik olarak rahatlar ve sadece üretime odaklanabilir.

Kooperatiflerde serbest giriş, demokratik yönetim ve işletme fazlasının orantılı olarak dağıtımı önemlidir. Sermayeye sınırlı faiz verilir.

Siyasal ve dinsel tarafsızlık zorunludur.

Peşin satış ve üreticinin eğitimlerine önem verilir.

Yönetim kurulları hesap vermek zorundadır.

Kooperatifçilik günlük siyasetle ilgilenemez.

Kooperatifler bir araya gelerek “bir ürünün ithal edilmemesi gerektiğini söyleyebilmelidir çünkü bunlar kooperatifleri direk ilgilendiren konulardır. Üreticiyi desteklemeyen politikalarla bu ülke gelişemez.

Tohumculuk konusunu sadece ve sadece kooperatifler yıkabilir. 2006 yılında Yerli tohum satışı yasaklanmıştır. Sertifikalı tohum satışına izin verilmiştir. Neden bunun önüne geçemedik? Kooperatifler mevcut hükümet politikalarını değil çiftçisini toprağını ön plana koymak zorundadır.

Kooperatifler kurumsallaşmak zorundadır. Kurumsal yapı içerisinde yönetilen Tire Süt örneğini gösterdiler ve hayran kaldım. Aile şirketlerindeki tipik problem kurumsallaşamamaktır, kuşak kavgası, koltuk/ güç hastalığı, denetimsiz ve orantısız harcama ile iflas eden aile şirketleri gibi kooperatifler de kurumsallaşamadığında iflas edecektir.

Kooperatif varsa, denetim daha fazla olacaktır. Hangi köylünün ne kadar zehir kullandığını nerden biliyorsunuz? Adana’daki çiftçilerin birebir ağzından dinlediğim buğdaylara 3-4 kez sıkılan ot ilacını nasıl da umursamadıklarını. Zehir’e ilaç dedikçe adamlar sanki vitamin veriyorum sanıyor. Sertifikalı tohum zaten gübresiz zehirsiz ayakta kalamıyor, denetim olmayınca işin ucu hepten kaçıyor. Böylece de diğer ülkelerden mallar, insan sağlığına zararlıdır diyerek geri çevriliyor. Bu ürünlerde bizim pazara yayılıyor.

Bu dünyada devamlı değişen moda gibi görünen beslenme akımları olacaktır. 30 yıl önce margarin sağlıklı, tereyağı ise kötüleniyordu. Vita tenekeleri gelmeye başlamıştı. 30 yıl sonra herkes hastalandığında anladık ne olduğunu ve şimdi tereyağına geri döndük. Şimdi de buğday kötüleniyor. Bir avuç toprağı bile boş bırakma, tohum at.

Bu ülkeyi üretmek kurtaracak, üretmemizi istemeyenler ise bir gün aç kaldığında yine üretene koşacak.
“ Türkiye Tarımla, Tarım Kooperatifleçme ile Kalkınır.” (Mahmut Eskiyörük, Tire Süt Koop. Başkanı)

Mizyal.

Read More